İlçeler | Çanakkale Şehir Rehberi



Genel Özellikleri

09 January 2009 Yazan admin  
Kategori Gökçeada, İlçeler

Dereköy

Eski adı;Şinudi. Adanın iç batı kesimindedir.Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’nin en büyük köyü olarak kabul edilmektedir. 1970′li yıllara kadar Gökçeadanın en büyük köyü olma niteliğini korumuştur. Yoğun göç vermesi nedeniyle şu anda terkedilmiş durumdadır. Ancak Meryem Ana bayramında (15 Ağustos) köy hareketlenir.

köy tamamen terkedilmemiştir; halen 10-15 hane yaşamını bu köyde sürdürmektedir.

Kaleköy

Eski adı;Kastro. Adanın kuzeydoğusundadır. Kaleköy iskelesi, 1.Dünya savaşı sırasında Fransız Donanma Kumandanlığı tarafından düzenlenmiş, 1970li yıllarda Kuzulimanı’na yeni iskele yapılıncaya kadar tüm adanın ulaşımını sağlamıştır.Ancak küçük tonajlı gemilerin ve yatların yanaşması için uygundur. Bu yıllara kadar adanın ulaşımı, Ayvalık ve Gemlik adlı yolcu gemileri ile sağlanmıştır. Haftada iki kez (Çarşamba ve Cumartesi) saat 23:00 civarında adaya ulaşan bu gemiler iskeleye yanaşamadıkları için yaklaşık 1 mil açıkta demirlemek zorunda kalırlardı. Gemiler ile iskele arasında ulaşım balıkçı/süngerci tekneleri ile sağlanırdı. Kaleköy iskelesinin henen sağ tarafında yer alan tepenin üzerinde köye eski ismini veren kale yer almaktadır.

Önemli Yerleri

Aydıncık / Kefaloz mevkii ve plajı (Kefalos): Adanın güneydoğusunda uzunca bir plajdır, tesisleri mevcuttur, yelken sörfü için idealdir.

Kefaloz burnu (Kefalos): Adanın güneydoğusundadır.

Kapıkaya mevkii (Stenos): Adanın güneyindedir, tesisi olmayan bir plajı vardır.

Kaşkaval burnu / Peynir kayalıkları (Kaskaval): Adanın kuzeydoğusundadır, dalış için idealdir.

Kaynarburun (Grarton / Grafton): Ada’nın doğusunda, Kuzulimanı’nın güneyinde burun

Kokina mevkii (Kokina)

Kömür burnu: İnceburun’un kuzeyinde burun.

Kuzulimanı (Aya Kirikas): Adanın doğusundadır, Eceabat-Kabatepe’den ve Çanakkale-Merkez’den feribot seferleri yapılır.

Mavikoy / Lacivertkoy: Türkiye’nin ilk ve tek su altı milli parkının bulunduğu yörededir, adanın kuzeydoğusundadır, dalış için idealdir.

Lazkoyu: Adanın güneyindedir, tesissiz taşlık bir plajı vardır.

Marmaros mevkii: Adanın kuzeybatısındadır, şelalesi ile ünlüdür.

Cugura mevkii (Zagura): Adanın iç orta kesimlerindedir.

Gizli Liman: Adanın batısındadır, gümrük kurulması durumunda Limni adası ile karşılıklı feribot seferleri başlatılabilecektir, ayrıca taşlık ama tesisi olmayan uzuncana bir plajı vardır.

İnceburun / İncir burnu (Avlaka): Türkiye’nin en batı noktasıdır.

Tarihi

09 January 2009 Yazan admin  
Kategori Eceabat, İlçeler

Bugünkü Eceabat ilçesinin sınırları içinde, Balkanlardan gelen kavimlerin bir kolu olan Traklar‘ın kurduğu pek çok eski yerleşim merkezi vardır. İlçe merkezi Maydos (Madytos), Sestos (Akbaş), Kynossema (Kilitbahir), İdaion (Bigalı kalesi) Traklar’ca kurulan önemli yerleşim merkezleridir. İlçe merkezi olan Maydos Traklar’ın yanısıra Milet, Faço ve Midilli göçmenlerinin de yerleştikleri sanılmaktadır. Bölge M.Ö II. yy.’da İran egemenliğindeyken, V. yy’da Pers savaşlarına tanık oldu. Tarihçi Strabon‘a göre, kenti ilk kez Lesboslular (Midilliler) kurdu. Sırasıyla Pers’lerin Atinalılar’ın Spartalılar’ın Romalıların Latinlerin yönetiminde kalan Eceabat, 1354‘te Orhan Gazi‘nin oğlu Süleyman Bey‘in Rumeli‘deki fetihleri sırasında Osmanlı topraklarına katıldı. Ece Bey‘in önderliğinde fethedilen bölgeye Süleyman Bey tarafından Eceabat (Ece’nin imar ettiği, Ece’nin kurduğu) adı verilmiştir. Anıtsal Osmanlı kaleleriyle ünlüdür.

Genel Özellikleri

09 January 2009 Yazan admin  
Kategori Bozcaada, İlçeler

İktisat

Şarap üretimi, balıkçılık ve özellikle 1990′lardan itibaren turizm başlıca iktisadi etkinliklerdir.

Bozcaada, şaraplık üzümleri ve şaraplarıyla ünlüdür. Adanın büyük kısmı bağlarla kaplıdır. Az miktarda tahıl, baklagiller ve meyve yetiştirilir.

Haziran 2000‘de Batı Burnu civarında 10.2 MW gücünde 17 türbinden oluşan bir rüzgâr enerjisi santrali kurulmuştur. Kurulduğu tarih itibariyle adanın enerji ihtiyacının yaklaşık 30 kat fazlasını[kaynak belirtilmeli] karşıladığından, karaya elektrik iletmektedir. Turizme zarar vermemek amacıyla santralin ürettiği elektrik yeraltı kablolarıyla aktarılmaktadır. [1]

Adada yetişen gelincik çiçeklerinden az miktarda üretilen şerbet ve reçeller daha çok turistlere satılır.

Turizm

Ayazma plajı, ince kumu ve uzunluğu nedeniyle önemlidir. Bunun dışında da çeşitli kumsallar vardır. 26-27 Temmuz tarihlerinde geleneksel bağbozumu şenlikleri yapılır. Bozcaada Kalesi ve kasabasının eski evleri de turistik açıdan ilgi çekicidir.

Ada kıyıları balıklar için doğal bir sığınak ve üreme bölgesidir. Bu yüzden ada etrafında trolle avlanma yapılamaz. Amatör balıkçılar tarafından büyük rağbet görmektedir.

Adada konaklamak için en ucuz ve yaygın imkân pansiyonlardır. Gerek Türk gerekse Rum mahallelerindeki tarihi evler adalı aileler tarafından turistlere kiralanır. Küçük oteller de vardır.

Tarih

Adanın tarihine Çanakkale Boğazı‘nın girişindeki önemli stratejik konumu damgasını vurdu.

Yunanlılar Troya Savaşı sırasında o zaman ki Bozcaada’daki bir liman olan Aulis’i üs olarak kullanmışlardır.

Tenedos adı Heredot‘un yazılarında sık sık geçmektedir. Antik çağ‘da Midilli adasında oturan Aiolya halkının bir kısmının buraya yerleştiği tahmin edilmektedir.

Ada, İyonya ayaklanmasından sonra önce Perslerin sonra Romalıların egemenliğine girdi. Roma İmparatorluğunun parçalanmasından sonra Bizans İmparatorluğu sınırları içinde kaldı.

Türklerin adayla ilk bağlantısı, Aydınoğlu Umur Bey‘in İzmir‘i fethettikten sonra 1328‘de 8 gemilik bir filosuyla Bizans yönetimindeki Bozcaada’ya gelerek yağmalaması olmuştur.

Bu dönemde Venedik ve Cenevizliler, ticari faaliyetlerine yararlı olacağı düşüncesiyle adayı ele geçirmek için bir rekabet içine girdiler. 1377′de Bizans İmparatoru, askeri yardım karşılığında adayı Venedik’e verdi. Ceneviz’in buna tepki göstermesi üzerine Venedik ile aralarında çatışma başladı. İki devlet 1381‘de Torino‘da bir antlaşma yaparak adayı boşaltmaya ve tarafsız bölge olmasına karar verdiler. Venedikliler bu antlaşma uyarınca ada halkını tümüyle boşalttılar ve Girit’teki Kandiye kentine taşıdılar.

Ada uzun süre boş kaldı. İspanyol seyyah Clavijo, 1403‘te Bozcaada’ya geldiğinde üzüm bağları, meyve ağaçları, tavşanlar ve büyük bir kalenin yıkıntılarıyla karşılaştı, ancak yerleşik kimse bulamadı. [2]

Liman

Fatih Sultan Mehmet döneminde ada Osmanlı donanmasının ikmal üssü olarak kullanıldı. Bunun üzerine Venedikliler adaya tekrar asker çıkardılar. 1464‘te Mahmut Paşa, adayı resmen Osmanlı topraklarına kattı. 16. yy’da Bozcaada, Piri Reis haritalarında şimdiki ismiyle belirdi. [3]

Venedikliler ilk denemelerinden yaklaşık iki yüzyıl sonra 1656‘da adayı bir kez daha ele geçirebildiler, ancak hemen ertesi yıl Osmanılar’ca geri alındı.

Venediklilerin bölgedeki etkinliği uzun zaman sürdü. 1697‘de yapılan Bozcaada Savaşı’nda Osmanlı donanmasını yöneten Mezemorta Hüseyin Paşa, Molino yönetimindeki Venedik donanmasına karşı zafer kazandı.

Ada 1807‘de Rusya tarafından işgal edildi, yakıldı ve kalesi tümüyle yıkılıdı. 1842‘de II. Mahmut kaleyi yeniden yaptırdı. 1866‘da Osmanlıların Cezayir-i Bahr-i Sefid vilayetine bağlı Limni sancağına bağlandı.

Bozcaada Çanakkale Savaşı‘nda ada İngiliz ve Fransız kuvvetleri tarafından işgal edildi ve lojistik destek için kullanıldı. Bu dönemde müttefik kuvvetler Ayazma Tepesi’nde, Habbele Ovası’nda ve Habbele Tepesi’nde savaş uçakları için üç pist yaptı. Savaş sırasında müttefik askerleri, Bozcaada’da tedavi oldu ve dinlendi.

Bozcaada 24 Temmuz 1923‘te imzalanan Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti‘ne bırakıldı. Türkler, adayı aynı yılın 23 Eylül günü teslim aldılar.

Bozcaada belediyesi de adanın Türkiye’ye geçmesinin hemen ardından yine 1923′te kuruldu.

Nüfus

Bozcaada’da yerleşim 14.yy’ın son yıllarında adanın tümüyle boşaltılmasıyla kesintiye uğramıştır. 15.yy’ın ortalarında ada Osmanlı yönetimine girdiğinde boş olduğu yönünde belgeler vardır.

20. yüzyıl başında nüfusun yarısından biraz fazlasını Rumlar oluştururken, bugün adada sadece 30 kadar Rum kalmıştır. Bu nüfus azalmasının nedeni olarak Rum azınlığın bir “yıldırma” siyasetiyle kaçırıldığını öne sürenler vardır. Azınlığı yıldıran unsurlar arasında 6-7 Eylül Olayları, Kıbrıs Sorunu, toprakların düşük bedelle kamulaştırılması, Lozan Antlaşması‘nda azınlıkların haklarının korunmasına ilişkin maddelere Türk hükümetlerinin uymaması, daha büyük bir Rum toplumu barındıran komşu Gökçeada‘daki Rumların göç etmesi sayılmaktadır.

Özellikle, Lozan Antlaşması’nın 14. maddesi uyarınca, adadaki güvenlik güçlerinin yerel halktan müteşekkil olması kuralına Türkiye’nin uymadığı iddia edilmektedir. [4]

Bu iddialara karşılık, Rumlar (belki kısmen) iktisadi nedenlerle göç etmiş olabilirler. Adadan ayrılan Rumlar Türkiye dışına göç etmiştir. Bu göç 1970′ten sonra hızlanmıştır.

Adada faal durumda üç cami ve bir kilise bulunmaktadır.

Tarihi

09 January 2009 Yazan admin  
Kategori Çan, İlçeler

İlçe arazisi etrafı tepelerle çevrili çukur havza niteliğindedir. Arazi orman ve makilerle kaplıdır. İlçeye sanayi tesisleri kurulmadan önce halkın geçim kaynağını hayvancılık oluştururdu.

İlçe merkezinde çok eski yıllardan bu yana Pazar kurulmaktadır. Pazarda hayvanların boyunlarına takılan çan en çok satılan eşyalar arasındaydı. Kervanlarla çan gelir, Pazar yerine çan reyonları kurulurdu. Çevre köy, ilçe ve illerden pazara çan almak için gelinirdi. Çan adının ilçeye buradan geldiği düşünülmektedir.

Genel Özellikleri

09 January 2009 Yazan admin  
Kategori Yenice, İlçeler

Tarihçe

XIX.yy’ın başlarında bir köy olarak kurulduğu bilinen ilçenin ilk yerleşenlerinin, Kınık Türklerinin Kızıl keçili Boyundan geldikleri sanılmaktadır. İlçenin ilk sakinlerin, Asar dağının kuzey yamacına bakan bir bölgeye yerleştiler ve ilçeye İnceköy adını verdiler. Sonralı Yenice adını alan ilçenin Seyvan köyünde hangi tarihi döneme ait olduğu bilinmeyen bir kale ile Asar Dağı üzerinde bir kale yıkıntısı bulunmaktadır.

1936‘ya dek, Balıkesir ilinin Gönen ilçesine bağlı bir köy olan Yenice, bu tarihten sonra ilçe olarak Çanakkale‘ye bağlandı.

Çanakkale’ye bağlı olmasına rağmen Balıkesir ile bağları daha güçlüdür.

Coğrafi Bilgiler

Deniz seviyesinden 276 metre Yükseklikte olan yerleşim merkezinin kuzeyinde Güre Dağı ve güneybatı yönünde yer alan Asar Dağı yükseklikleri 900-1000 metreyi bulur.

Ekonomi

Tahıl, baklagiller ve tütün yetiştirilir. Yörede yetiştirilen Agonya tütünü beğenilen bir tütün çeşididir. Bu nedenle üretimi önem kazanmıştır. Sulu tarım alanlarını artmasıyla eski rağbetini kaybeden tütün yerini kırmızı kapya bibere bırakmıştır. Ayrıca fasulye, yeşil ve kırmızı biber,pırasa, domates, ilçede kurulu bulunan Yenice Gıda Sanayii (Y.G.S) ve Davutköy’de kurulu Burcu Konserve fabrikalarınca değerlendirmektedir. Fennî kovanlarla arıcılık yapılmakta olup, bunlar ailelerin tüketimlerini karşılamaktadır. İlçe merkezi Çanakkale-Balıkesir arasında önemli bir durak yeridir. Çanakkale‘ye 100 km Balıkesir‘e 112 km’dir.

Av turizminin önemli merkezlerinden birisi olmaya aday olan Yenice ilçesi, her geçen gün yaban domuzu avcılığında seyahat acentalarının odak noktası haline gelmektedir. Son yıllarda motosiklet tutkunlarının ve yamaç paraşütü yapanlarında ilgi odağı olma yöründe ilerleyen ilçede doğa turizmi faaliyetlleri hız kazanmaktad

Genel Özellikleri

09 January 2009 Yazan admin  
Kategori Lapseki, İlçeler

Lapseki, Çanakkale ilinin Çanakkale Boğazı‘nın Anadolu yakasındaki bir ilçesidir.

Gelibolu ile arasında düzenli feribot seferleri yapılmaktadır. İsminin Antik Yunan döneminde, bu bölgeye yerleşen bir filozofun kızından aldığı sanılmaktadır: Lamsakos.

Ayrıntılı Bilgi İçin Lapseki Neresidir, burada yapılan sportif faaliyetler, lapseki fotoğrafları ve dahası için… [1] Lapseki Belediyesi Resmi İnternet sitesi [2]

LAPSEKİ İSMİ NEREDEN GELİYOR ?

1. Rivayet Şöyledir :

Lapseki’nin Anadolu’ya yapılan Hellen göçleri öncesi çağda varlığını sürdürdüğü ve Pityausa diye tarihte anıldığı bilinmektedir.Bu sözcüğün yine yakınlarındaki bir kentin ( Karabiga’nın batısındaki Aksaz köyününyerinde idi) adı olan Pitya ile aynı kökten geldiği anlaşılır.

Kordos’un sülalesinden olan ve Foça’da(Phokaia)doğmuş olan Fobus ve Blebüsus isimlerindeki iki kardeş Pityausa’da hükümdar olan kral Mandrom’a hizmet ediyorlardı.Mandurom bu iki kardeşi Foçalı göçmen kafilesini göndermek üzere görevlendirdi ve kafile Fobus’un nezareti altına girdi.Bu sırada adına Bebrykos’lar denen ve bu bölgede yaşayan yerli halkın saldırısına uğrayan göçmenler tam öldürülecekleri sırada kral Mandrom’un kızı Lampseke araya girmiş ve göçmenleri ölümden kurtarmış.Bu nedenle Hellen göçmenleri Lapseke’ye bir tanrıça gibi tapmışlar ve sonradan ele geçirdikleri Pityausa kentine onun adını vererek şükran duygularını ifade etmişlerdir.

2.Rivayet Şöyledir :

16. yüzyıl gezginlerinden Evliya Çelebi (1611-1682) yazdığı seyahatnamesinde Lapseki’den şu şekilde bahsetmektedir.”Deniz kenarından uzak bir bayır ve seki (yükseklik,basamak)üzerinde incirli bir orman vardır.”Türkler incire “löp” derler.İşte burada yapılan bu şehre de incirli seki anlamında Lapseki denmiştir ki adı Löpsekisi’nden gelir.

Ekonomi :

Lapseki tarımsal açıdan Türkyenin en verimli topraklarından birine sahiptir. Türkiyenin en iyi Kiraz ve Şeftalisi bu yörede yetişmektedir. Lapseki gelirinin büyük çoğunluğunu Kiraz ve Şeftaliden sağlamaktadır.

Turizm : Turizm açısından ortalama bir hal sergiler, Genelde Orta halli Almanya/Belçika ve Çevre Ülkelerde yaşayan Gurbetçi Türkler tercih eder bu konumda. Lapseki Turistik açıdan çok büyük bir yer olmamasına karşın Sahip olduğu kıyı şeridi ve Ucuzluğu Lapsekiye Turistik açıdan önemli bir noktaya taşımaktadır.

Genel Özellikleri

09 January 2009 Yazan admin  
Kategori Gelibolu, İlçeler

Gelibolu, Çanakkale‘nin ilçesidir. Nüfusu 31.246′dir.

Kentin hangi yüzyılda ve kimler tarafından kurulduğu bilinmemektedir. Ancak Troya kenti kadar eski olduğu varsayılmaktadır. Önceleri Critote olan kentin adı, Yunan koloni hareketi sırasında ‘güzelşehir’ anlamındaki Kallipolis olarak değiştirilmiştir.

Günümüzde Fransa, Belçika, İsviçre ve Ren kıyılarını içine alan bölgeyi ele geçirmiş ve Romalılar tarafından bu bölgeye Galya, halkına da Galatlar adı verilmiştir.

Galatlar olarak adlandırılan bu savaşçı halk M.Ö. 281 yıllarında Trakya Krallığı‘nın içinde bulunduğu bocalama döneminde Balkanlara, Çanakkale ve İstanbul boğazları üzerinden de Anadolu‘ya geçmişlerdir. M.Ö. 278 yılında Anadolu’da Sakarya ve Kızılırmak havzasını kapsayan bölgeye de ‘Galatia’ adı verilmiştir. Ancak, kentin adının Galatlardan çok Yunanca “Güzel şehir” anlamına gelen Kallipolis’ten geldiği bilinmektedir. Osmanlı döneminde de bu isim Türk diline uydurularak Gelibolu olarak değiştirilmiştir.

Günümüzde dünyanın 12 yerinde Gallipolis veya Gallipoli adında yerleşim merkezi bulunmaktadır. Bunlar:

Genel Özellikleri

09 January 2009 Yazan admin  
Kategori Ezine, İlçeler

Ezine, Çanakkale ilinin bir ilçesidir. Güneyinde Kazdağları, kuzeyinde Çanakkale ovası, batısında ise Ege denizi ile çevrilidir. Nüfüsünun 2000 yılındaki genel sayım ile 35301′e yükseldiği gözlenmiştir. Bu nüfusun 13.309’u ilçe merkezinde yaşamaktadır. Tarihi adı Neandrea`dır. Peyniri ile ünlü bir ilçemizdir. Genel geçim kaynağı tarımdır. Birçok sebzenin yetiştirildiği ve geniş zeytinlikleri ile dikkat çeker. Ayrıca peyniri kadar olmasa da, zeytinyağı meşhurdur.


Genel Özellikleri

09 January 2009 Yazan admin  
Kategori Biga, İlçeler

İlçe hızla gelişmekte ve yapılan çalışmalarla çok modern bir görünüm kazanmaktadır. Şehir merkezi Balıkkaya adı verilen bir tepenin eteklerinde kurulmuştur, denizden ortalama yüksekliği 50 metre olan ilçede yükseklik bu tepe ile 200 metreyi bulur. İlçenin bugünkü yüzölçümü 1331km²dir. İlçe Büyük İskender‘in kıyılarında savaştığı Biga Çayı (Kocabaş ya da Granikos) ile ikiye bölünmüştür, iki yakayı birleştiren iki büyük köprü ile birçok ufak köprü bulunur. Sanılanın aksine ilçe merkezinin denize kıyısı yoktur.

Tarihçe

09 January 2009 Yazan admin  
Kategori Bayramiç, İlçeler

Bayramiç ve yöresinin geçmiş çağlarda Troia krallığının sınırları içersinde olduğu bilinmektedir. İlçe merkezinin bu dönemlerine ilişkin bilgiler, bugün ilçe sınırları içinde kalan bazı eski yerleşim merkezlerinden elde edilmektedir. Bunlardan en önemlileri arasında Troas bölgesinde, bugünkü Kurşuntepe yakınları ve Skamondros (Eski menderes) çayı vadesindeki eski bir Aiolya yerleşim yeri olan Skepsis’Evciler) ve Akpınar, Çaldağ köyünde bulunan Kiemalılar’ın kurduğu bir koloni olan Kebren (Akpınar) bulunmaktadır. Pers egemlenliğine ve daha sonra da sparta istilasına uğrayan kent, halkının Alexandreia -Troas’a göç etmesiyle boşalmıştır. 1356 yılında Osmanlılar, bugün Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınan. Restorasyonu yaptırılan ve halk arasında “Hadımoğulları konağı” olarak tanınan binayı yaptırmışlardır. Akpınar Çaldağ köyünde, adını Priamos’un oğlu Kebrianos’tan aldığı söylenen, M.Ö. V.yüzyılda büyük ün kazanan ancak M.Ö.III. yüzyılda tamamen boşalan, Kebren Antik şehri ile Kurşunlu köyündeki, yazılı kaynaklara göre etrafı yüksek surlarla çevrili bir kale ve Athena Tapınağı’nın olduğu bildirilen Skepsis kentinin kalıntıları, ilçemizdeki antik yerleşme merkezleridir.Ancak yörede yeterli bir araştırma yapılmadığı için önemli bir antik yerleşim bölgesi olan Bayramiç ve civarı hakkında başka bir bilgi bulunmamaktadır….

Sonraki yazılar »


sondaj I Biber Hapı I şefaatli